Fıtrat - İş Kazası Değil, Cinayet

“Kaza değil bu ya, bu cinayet. Niye cinayet biliyor musun? Bazen şöyle diyorlar: İşçiler cahildir. Öyle midir? Bu işçiler dünya güzeli gemileri yapıyor, denizde yüzdürüyor; cahil değil. Ama elektriğe bastığında cahil! Oysa önlem almadığından, üç kuruş daha fazla kazanasın diye beş kuruşu harcamadığından bu cinayet oluyor. Beş dakikalık gaz ölçümünü yapmazsan, işçi patlamada öldüğünde bu cinayet değil midir? Cinayetin âlâsı bu.” Tersane işçisi Hakkı Demiral

Resimli İslam Ülkeleri Tarihi

İslam dünyası 8. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar hem coğrafi yayılımı hem de yaratıcılığı açısından başat bir konum sergiliyordu. 7. yüzyıldaki Arap fetihleri, Haçlı Seferleri ve Osmanlı Türklerinin Avrupa'ya yaptıkları akınlar, Batı dünyasının İslam'ı bir çatışma ve savaş odağı olarak algılamasına neden oldu. Aslında İslam Batı için aynı zamanda bir aydınlanma kaynağıydı. Müslüman İspanya'nın bir parçası olan Toledo, ortaçağda Yunan felsefe ve biliminin, Arap ve İbrani katkılarıyla donatılarak Avrupa'nın geri kalan bölümüne iletildiği bir merkez haline gelmişti.

Linç Kültürünün Tarihsel Kökeni: Milliyetçilik

23 Mart 2005’te Mersin’de on binlerce kişinin katıldığı Nevruz kutlamalarında 12 ve 14 yaşlarında iki çocuğun Türk bayrağını yaktıkları gerekçesiyle başlayan olaylar, 2005 yılında Türkiye siyasetine damgasını vuran en karakteristik gelişmeydi.

Canların Cinsiyeti

“Bizim erkeklerimize göre kadın dediğin evde oturur, işini yapar, gücüne bakar, bir yere gitmez... Alevilerde kadın-erkek eşittir yok. Onlar sözde... Çoğu [kadın] ceme giderken bile eşinden izin alıp gidiyor.”

“Çok fena küsüyorum, kararıyorum o insanlara... Mal mülk için ‘O kız, bu oğlan,’ diyorlar; ‘Kız ele gidiyor, alıyor götürüyor malı,’ diyorlar. Kızı ‘el’ görüyorlar.”

“Babam ‘Sünni olmasın, isterse köyümün en kötüsü olsun; yeter ki kızım dışarı gitmesin,’ derdi; dediği de oldu.”

Devlet Olma Zanaatı

“Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde devlet kesimleri, politik ve ekonomik kesimler, bürokratik ve partili kesimler, legal ve illegal kesimler arasında iç içe geçişler ve üst üste binmelerden oluşan akışkan bir manzara göze çarpar. Güçlü ve toplumdan net biçimde farklılaşmış bir devlet görüntüsünün uzağında, devleti fethedilmesi gereken bir yer ve başka arenalarda kullanılabilecek kaynakları biriktirme olanağı veren bir mevkiler bütünü olarak gösteren paylaşılmış çıkarlar ve çoğul konumlanışlar gözler önüne serilir.